ihl sözlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ihl sözlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Şubat 2016 Pazar

tartışmayı kavramlar üzerinden yapmak / ihl

ortalığı derleyip toplaması beklenebilecek bir tavır.

alternatiflerine örnek gösterecek olursak: önermeler üzerinden tartışmak, isimler üzerinden tartışmak, tespitler üzerinden tartışmak olabilir. birincisi sözlük formatı açısından kavram kullanmak çok daha rahat. bir kavram üzerinde fikir beyan edecek kişi, her seferinde o kavramla bir şekilde ilişkisi olan bir önermeyi referans almak mecburiyetinde olmaz böylece. ikincisi konuların bütün halinde görüşülmesine imkan sağlar. aynı konunun yarısı orada yarısı burada tartışılmış olmaz. üçüncüsü gereksiz tekrarları önler, aynı şeyler başka başlıklar altında tekrarlanıp durmaz. Dördüncüsü suçlayıcı üslup kullanımı azalır, tansiyon düşer, fikir alış verişi daha verimli olur.

(sirkencubin 25/05/2009 13:56)

( #237536 )

22 Temmuz 2014 Salı

1979 / ihl

ekmek 3 lira, gaste 5 lira, tipitip 'bilira', tarkan mecmuası 15 lira, poşet kelimesi henüz lugatimize girmemiş, file var, çekyat yok, divan var, ecevit başbakan, kömür yok diye okullar uzun süre tatil oldu (those were the days :p ), kuyruk diye bir olay vardı, ecevit istifa etti, beslenme sepetlerinin hepsi aynı, renkleri değişik, mandalları hemen kopuyor, yerine -af buyrun- don lastiği takılıyor, kırmızı ve mavi kağıt defter kapları var, kırmızı ve mavi, sekiz köşeli arkası yalanıp yapıştırılan etiketler var, deftere yanıtlar yerine cevaplar yazdım diye kızıp sildiren, kursa giden, derse gelmeyen ilkokul örtmeni, ortaokul örtmeni oluyor, bulaşık makinası sadece şişli'de bir tükkanın vitrininde var, başka bir yerde varsa bile biz görmüyoruz, dallas, baretta, kökler, şeker kız candy, sindbad, 'kele bakış', telefon numaraları altı haneli, bazı evlerde telefon var, halit kıvanç, lüks lambası, kışın domates yok, ama yazınkiler domates tadında, kurabiye gibi karpuzlar var, bir yesen otuz sene unutamazsın, skylab düşüyor, aman petrol, halhal, salı akşamları türk sineması, tanzim satış, çömlekte yoğurt, emekli peynir tenekeleri çöp tenekesi olarak istihdam ediliyor, superman, star wars, allahın belası kerat cetveli, dünyanın merkezi topkapı, bir kuş uçarak bizim köye kadar gidermiş, ama sinek gidemezmiş, babam ööle diyo, divit, tablalı uç, parker mürekkebi, mürekkep hokkası, güzel yazı defterlerinin üstünde cumhuriyetin 50. yılı logosu var, 27 mayıs bayram, ama ne bayramı bilmiyoz, independenta patladı, dumanı çağlayan'dan görüldü, küçük yediye büyük on ikiye gelince televizyon açılıyo, ismihan ablamlarda tavuklu saat var, ismihan ablamlarda gerçek tavuk da var, anıtkabir beşiktaş sahilinden görünmüyormuş, babam ööle diyo, ilkokuma kipatı, aile boyu cococola bir litre ve cam şişede, pet diye bir şey yok zaten, sağcılar, solcular, sıkıyönetim, sokağa çıkma yasağı, bunun gibi ve bazı böyle bir şeyler.
(sirkencubin 11/11/2011 01:09)

22 Haziran 2014 Pazar

dincilerin izmir'i ve izmirlileri kıskanması / ihl

cumayı cumartesiye bağlayan akşam, gece yarısına doğru, alsancak istikametinden gelip güzelyalı istikametine gitmekte olan otobüste yapılmış bir tesbittir. yapan kişi otobüsün arka koltuğunda yarım yayılmış, bacaklarını açmış, horlayan kırmızı suratlı iblis sakallı göbekli elemanın yanındaki manitadır, yere oturup kafayı sağa sola sallarken icat etmiştir, sızmak üzereyken.

(sirkencubin 24/06/2009 11:51)

20 Ocak 2013 Pazar

islam alimleri / ihl


" 'islam alimi' denilen adamlar bu alimliklerini nereden almışlardır" sualine cevap vermek gerekirse, alimliklerini ilmlerinden, bilgilerinden, konuya olan vukuflarından aldıkları söylenebilir.

din herkese hitap eder. ancak insanlar onu, bilgileri nisbetinde anlarlar. bu durumda daha fazla bilenin, daha iyi anlayanın diğerlerine rehberlik etmesinden daha tabii bir şey yoktur. islam'da ilm rütbesi, bütün rütbelerin üzerinde kabul edilmiş ve alimin uykusunun, cahilin ibadetinden üstün olduğu belirtilmiştir. aslında cümlenin malumu olması gerektiği halde, sıklıkla es geçildiği üzre, dinle ilgili ayrıntılarda, başkaları tarafından kaale alınması gereken, hatta kişisel olarak uygulamaya esas alınabilecek bir yorum yapabilmek için şart olan asgari bilgi ayet ve hadis verilerine hakim olmak, arap dili ve belagatine dair vukuf sahibi bulunmaktır. sözünüzü başkalarının sözünden üstün kılan, bahsettiğiniz konuyu, onlardan iyi biliyor olmanızdır. bu durumda az bilenin, bilmeyenin, bileni izlemesi erdem olur. yetki insanlara kapalı değildir, isteyen öğrenir, anlar, konuşur, dinlenir, izlenebilir. elbette, insanların bilmeyi başkalarına bırakıp birilerinin peşine takılması tercih ve tavsiye olunacak bir durum değildir. en azından kimin peşine takılmanız gerektiğini kestirebilecek kadar bir şeyler öğrenmenizde fayda vardır. taklit ne kadar meşru da olsa, muteber olan tahkiktir. her sözüne "islam alimlerine göre" diye başlayan, ama hangi alimlerin sözkonusu olduğuna dair bir fikri bulunmayan; "muteber kitaplara göre" derken, hangi kitapları kastettiğini kendisi bile bilmeyen müslüman tipi, islam camiası için nâkısa sayılacak bir tiptir. buna mukabil, islam alimlerinin yorumlarını eleştirebilmek için de, aynı şekilde bir şeyler bilmek icap eder. sizin bir şey bilmeden konuşabilme cür'etini gösterebilmeniz, islam alimlerini "hz. bilmemkim" yapmaz.

altı üstü sekiz-on kitaptan meydana gelen tolkien külliyatından bir cilt bile okuma zahmetine katlanmaksızın, işkembe kaynağına dayanarak, "tom bombadil ne ayaktı" gibi bir suali cevaplama gayretkeşliğine düşen birine gülmez misiniz? helluriler götürse sizi de kurtulsak...
(sirkencubin, 27.01.2005 14:09)

"o zaman, bu zaman" gibi argümanlarla ıskartaya çıkarılmaya çalışılmaları komik olan alimlerdir. insanlığın devamlı ilerlemesi, tarihin yükselen lineer bir grafik çizmesi gibi inançları bir yana bırakalım, ama bu tür inançlara dayanarak islamî îlimlerin de muhtevasının değişeceğini, veri miktarında geometrik artış olacağını düşünmek bu işten bir şey anlamadığını göstermenin kısa yoludur. bu ilimlerin temel kaynakları bellidir, değişmez. kaynakları incelemenin yeni yollarını bulsanız, değişen şartlara göre yorumların çeşitlerini arttırsanız bile, belirli sınırları aşmanız sözkonusu değildir. yani "ya biz eskiden güneşin dünyanın etrafında döndüğünü düşünüyorduk, ama yeni incelemeler dünyanın güneşin etrafında döndüğünü gösteriyor" diyebildiğiniz gibi, mesela "ya biz eskiden hz. ibrahim'i peygamber biliyorduk, aslında nemrut peygambermiş" gibi bir neticeye varabilme ihtimaliniz bulunmamaktadır. zamanın değişmesiyle hükümler değişir, ancak bunlar aynı esasları farklı toplum şartlarında uygulayabilmekle ilgili değişmelerdir. misal vermek gerekirse, riba yasaksa yasaktır. hiçbir gelişme size bunu serbest kılma imkanı vermez. bugün dünyanın düzeni bu diyemezsiniz. hareket serbestliğiniz, mesela enflasyonun altında kalan faizin riba sayılıp sayılmayacağına karar vermekle sınırlı kalır. dönemin ilimleri, büyük oranda bugünün de ilimleridir. bu kişiler de hâlâ alimdir.

bu kişileri kayıtsız şartsız haklı merciler sayan da yoktur. ("koşulsuz şartsız alim say"mak konusuna küçük bir ek yapmak gerek, birinin ilminin geçerliliğini yitirip yitirmemesi başka şey, onu alim saymaya devam edip etmemek başka bir şey. bilgilerinin modası hem de defalarca geçti, ama hipokrat'ı da, ibni sina'yı da hâlâ alim sayıyoruz.) kayıtsız şartsız sözü doğru sayılan kişiler sadece peygamberlerdir. hatta vahiy konusu olmayan sahalarda, peygamber sözünün kabul edilip edilmeyeceği bile tartışma konusudur. (bkz: nebevi tıp) daha önce de yazdığımız gibi, islam alimleri de eleştirilebilir ve eleştirmenin şartı da konuyu bilmektir. kaynaklara bizden çok daha yakın yaşayan insanlarla bilgi yarıştıracak kadar öğrenmek kolay değil, işin esaslarını bu kişilerden iyi biliyor olmanız için, cidden sıkı çalışmanız gerek. pratikte onlardan daha iyi bilebileceğiniz tek şey, içinde yaşadığınız çağın özel şartlarıdır. dolayısıyla esasta yapmanız gereken, hükümleri bugüne uygulamaktır. hükümleri bugüne göre değiştirmek değil ama...

"kafası çalışmak" ve "komik, mantıksız, saçma sapan adamlar" hakkındaki indî yorumlar sâdır oldukları şahıslardan başkasını bağlamaz. işine geldiği gibi hareket etmek konusuna gelince, konuyu öğrenmek yerine, bilenlere laf atmak daha iyi bir örnek galiba. sözünüzde ciddiyseniz geçen bin yılın islam ilimlerinde ne gibi değişmeler getirdiğini ana hatlarıyla izah edin de, haberdar olalım.
(sirkencubin, 29.01.2005 22:08 ~ 22:10)

(sirkencubin 01/11/2011 21:27)

19 Ocak 2013 Cumartesi

aklın yolu birdir / ihl


"hiçtebile" katılmadığım bir hükümdür. aklın, en az akıl sayısı kadar farklı yolu vardır. akıl, mantık, muhakeme, başlangıç olarak aksiyomları kullanır ve bunlar da sezgisel bir kavrayışa veya toplumsal kabullenmeye dayanan bir seçimle edinilir, yani akıl için ilk adım, aklın dışında bir kaynaktan gelmelidir. ancak ortak aksiyomları kabul edenlerin aklının yolu bir olabilir.

18 Ocak 2013 Cuma

muslim lifestyle / ihl


ahir zaman icadı, her şeyin bir de yeşilini üretme faaliyetlerini derleyip toplayacak bir terim olarak işe yarayabilir.

şöyle bir sahne tasavvur edin: yeni bir kıtaya ayak basmış insanlar var, amerika'ya ilk giden avrupalılar olabilir mesela, yahut daha güzel bir örnek, robinson crusoe; karşılarında bambaşka şartlar var, eski dünyalarından tamamen farklı. ne yapabilirler? ya yeni dünyaya göre kendilerini dönüştürecekler, alışkanlıklarını değiştirecekler veya bu yeni dünyayı, ellerindeki malzeme nisbetinde, mümkün olduğu kadar, eski dünyalarına benzetmeye çalışacaklar. mesela çay bulamasalar bile, hindistan cevizi sütü ile "five tea" seromonisini ifa edecekler. mözlim layfstayl da böyle bir şey, bir yandan "islami olmak" iddiasından vazgeçmemek, diğer yandan moderniteden taviz vermemek için gayret etmek: ayna karşısında cehdedip "başörtüsünde paris rüzgarı" yakalamaya çalışmak, "party" olayının, flörtün bile "islami" versiyonunu aramak... iki milenyum kadar geri gidip başka bir filmi hatırlayalım şimdi, paganlar hristiyan oldular güya, ama hristiyanlaşmak yerine hristiyanlığı paganlaştırmayı tercih ettiler.

alengirli sual şu: tavizsiz abilerden, kopuşunu idrak bile edemeyecek vaziyetteki yeğenlere nasıl geldik? birçok cevabı olabilir bunun ve görünüşe göre kültür kavramı da bu meyanda dile gelmesi gereken bir husus.

nerden çıktı diyenler için: (bkz: emel)
#203242 - sirkencubin  - 07.03.2010   22:31

alageyik kuşağı / ihl


tesettürlü


ayşecik piknikte, ayşecik tebessüm ediyor, ayşecik ve makyaj çantası şeklinde maceralarını ihl sözlük'te takip edebildiğimiz yurdum insanı. sorarım şimdi size, sadece kadınlar mı tesettürlü arkadaş? cengaver vatandaşlardan cin alili bölümleri de istiyoruz. lütfen, rica ederim, teşekkür ederim.
#98959 - sirkencubin  - 29.07.2009   12:45

(bkz: mesture)
#518500 - sirkencubin  - 29.07.2009   12:50

kavramlar üzerinden değil kişiler üzerinden düşünme alışkanlığımız olduğunu hatırlamamıza vesile olmuştur. tesettür kavramını tesettürlülerden ayırıp, soyutlayıp ele alamıyoruz. fikir açısından uygun madde başlığı tesettür. tesettürlüler ise örnek olarak tartışmanın içinde olabilir, konu olarak değil. hele de "lugat" yazmak gibi bir iddianız varsa.
#2273779 - sirkencubin  - 29.10.2011   23:09

gözünü haramdan sakınmayan gümüş yüzüklü


ya şu yüzüğü doğru dürüst tak, yahut çıkar diye dövülmesi gereken cin ali.
#98977 - sirkencubin  - 29.07.2009   13:10

coca cola içen sakallı


caiz mi ya mübarek diye taciz edilmesi gereken kişi.
#98979 - sirkencubin  - 29.07.2009   13:11

alfa romeo anahtarlığı sallayan sakallı


hem armasında haç işareti olan arabaya bindiği için, hem de utanmadan herkese gösterip hava attığı için kınanması gereken cin ali. tiz hakkında başlık açıla.
#98982 - sirkencubin  - 29.07.2009   13:17

kızlara fıkra anlatan gümüş yüzüklü


yabancı baayanlara hoş görünmeye çalıştığı için meşe odunuyla dövülmesi gereken cin ali. allah'tan korkmuyorsun, bari kuldan utan, gümüş yüzük takmışsın bir de...
#98985 - sirkencubin  - 29.07.2009   13:22

kızlar abi deyince bozulur.
#518737 - sirkencubin  - 29.07.2009   13:47

rayban takan sarıklı


bunun parasıyla kaç fakir doyurulur diye düşünmeyen, sarığından utanmadan hava atan terbiyesiz. paran olsa cipe de binersin lan sen! yazık sana...
#98988 - sirkencubin  - 29.07.2009   13:27

o değil de, tişörtünde "i l@ve islam" yazıyor bir de...
#1017081 - sirkencubin  - 09.02.2010   21:23

vanilyalı tere otu


yetmiş iki derde devadır, kung chuan fyuw dağlarında bir de torosların akşebek yaylasında yetişir.
#99005 - sirkencubin  - 29.07.2009   13:53

engerek 10


bir gizli örgüt. tamamen hayali, gerçek kişi, kuruluş ve olaylarla hiçbir ilgisi yok. zinhar.

olay düzlanda'da geçiyor. yüz yıl önce düzlanda cumhuriyet ordusu kralı devirerek yönetimi ele geçirmiştir. olaylar gelişir.
#99568 - sirkencubin  - 30.07.2009   11:31

biz asılız


"vatandaş" söylemi. asıl olmakla kalmazlar, bir de eşittir bunlar.
#103155 - sirkencubin  - 04.08.2009   14:57

cuma namazlarına misafir getirmek yasak


günün incisi, kendini akıllı sanıp da salak durumuna düşme numunesi.

ismi lazım değil bi sözlükte, cin fikirli bir arkadaş gündeme getirmiş, iş münasebetiyle muhatap olduğunuz islamcı şahsiyet sizi cuma namazı kılmak zoruda bırakmak için, toplantı saatini cuma'ya göre ayarlarsa, kaytarmak için o saatte başka bir randevunuzun olduğunu söyleyip, "sizi de çağırırdım, ama cuma namazlarına misafir getirmek yasak" tarzında bir lafı eklemeliymişsiniz. bu arkadaşlara kesinlikle aynen böyle davranmalarını tavsiye ediyorum (hişt, gülmesene arkadaşım), yapacakları imaj kesinlikle muhteşem olacaktır. hatta daha da derin görünmek isteyenler, efendi hazretlerinin cuma'dan sonraki teheccüd namazını hatimle kıldırdığını söyleyip, hafiften sızlanabilirler. tam süper olur.
#135665 - sirkencubin  - 23.09.2009   14:56

2.
(bkz: bu yıl da hac dönemi kurban bayramına denk geliyor)
#713275 - sirkencubin  - 23.09.2009   15:00

aksiyom / ihl


ispatlanmasına ihtiyaç duyulmayacak derecede sağlam önkabuller olduğu varsayılan, ancak temelde bir adım daha geri gitmek mümkün olmadığı için mecburi başlangıç noktası olarak benimsenen kabullerdir. aksiyom ispatlayamadığınız, ama yine de doğru kabul ettiğinizdir ve bu vasfıyla düşünceye giriş noktanızdır. size sağlam görünür, doğruluğu aşikar görünür, ama bunu dayandıracak objektif bir nokta bulamazsınız. o zaman bu kabulün geçerliliği neye dayanır? sezgisel-vicdani bir kavrayış, yani aklı aşan bir adım veya toplumsal şartlanma, taklit; bu kabullerin benimsenmesindeki esastır. bu yüzen insan zihni açısından tek evrensel standart sayılabilecek olan formel mantık nezdinde bağlayıcılıkları yoktur. başka bir deyişle, bütün insan bilgisi mantık nezdinde keyfidir, sübjektiftir ve kesinliğini inançtan alır.

kendi dogmalarının, inançlarının farkında bile olmadan, başkalarını itham edenlere gülmeli mi, ağlamalı mı?
#59031 - sirkencubin  - 08.06.2009   13:52

müslüman dindar islamcı muhafazakar / ihl


mütemadiyen birbiriyle karıştırılan, kimin ne anlamda kullandığı pek belli olmayan, sık sık birbirinin yerine kullanılan bir grup kelime.

algılarımızı ayarlayalım mümkünse efendiler, yoksa kakafoni nihayete ermeyecek...

kanaatimce şudur doğru tarifleri:

müslüman: mümin, allah'a, kitab'a, peygamber'e iman eden kişi. kel alaka bir çevreye mensup, ibadetin yanından geçmeyen, haramlardan zinhar sakınmayan, fikrî ve siyasî duruşu için islam'ı referans almayan bir müslüman da olabilir, böyle biri de müslüman olabilir.

dindar: müttaki, allah'ın emir ve yasaklarına riayet etme gayretinde bulunan, islam ahlakını hayatına aksettirmeye çalışan kişi. dindar zümreyi kastederek "müslüman" denmesi hatalıdır. bunlar müslümandır, ama müslümanlar bundan ibaret değildir. sosyal bir çevre olarak, "islami camia" veya "muhafazakar sınıf" kastedilerek "müslümanlar" denmesi de hatalıdır, bunlar müslümandır, amma müslümanlar bunlardan ibaret değildir.

islamcı: siyasi ve fikri görüşlerini oluştururken temel referans olarak islam dinine başvuran kişi. bunlardan bahsederken "müslüman" denmesi hatalıdır, panele gitmemek kimseyi dinden çıkarmaz.

muhafazakar: bu kelime farklı şekillerde kullanılabiliyor, fikrî bir tavrı ifade etmek için de kullanılıyor, ama bu şekildeki kullanışıyla türkiye için, mazmununu aydınlatmaktan ziyade bulanıklaştırıyor. toplumu teşkil eden bir zümre kastedilerek kullanıldığı zaman ise daha az problemli görünüyor. islami camia tabiriyle de ifade edilebilen toplum kesimi için bu kelime kullanılabilir. kanaatimce türkiye açısından en uygun tarifi şöyle: gelir ve eğitim seviyesi bakımından orta tabakada yer alan, hayat tarzı bakımından batılı olmaktan ziyade, nisbeten geleneğe bağlı olan ve az ya da çok dine uygun bir hayat sürdürmeye çalışan zümre. ancak yatay tabakalaşmaya rağmen, bahsi geçen zümrenin daha alt ve daha üst tabakalarla da ortak noktalarının ve devamlılığının olması ve böylece bir taraftan da dikey bir karakter arz etmiş olması sebebiyle bu tanım tartışmaya açık. yine de, bu gruba tahsis ederek "müslümanlar" tabirinin kullanılması şeklinde bir hata işlemektense, muhafazakar tabiri tercih edilebilir, zira dini bir terimi yanlış kullanmaktansa, sosyal bilimlerle ilgili bir hata yapmış olmak ehvendir.

#55662 - sirkencubin  - 04.06.2009   10:32

tartışmayı kavramlar üzerinden yapmak / ihl


ortalığı derleyip toplaması beklenebilecek bir tavır. alternatiflerine örnek gösterecek olursak: önermeler üzerinden tartışmak, isimler üzerinden tartışmak, tespitler üzerinden tartışmak olabilir.

birincisi sözlük formatı açısından kavram kullanmak çok daha rahat. bir kavram üzerinde fikir beyan edecek kişi, her seferinde o kavramla bir şekilde ilişkisi olan bir önermeyi referans almak mecburiyetinde olmaz böylece. ikincisi konuların bütün halinde görüşülmesine imkan sağlar. aynı konunun yarısı orada yarısı burada tartışılmış olmaz. üçüncüsü gereksiz tekrarları önler, aynı şeyler başka başlıklar altında tekrarlanıp durmaz. dördüncüsü suçlayıcı üslup kullanımı azalır, tansiyon düşer, fikir alış verişi daha verimli olur.

#48793 - sirkencubin  - 25.05.2009   13:56

atatürk takıntısı / ihl


add'cilerde, kökten laikçilerde falan bunun bir çeşidi var, hepimiz biliyoruz da, esas üstünde durmak gereken konu dindar/ islamcı/ "müslüman" taifedeki atatürk takıntısıdır. sonda söylemek gerekeni en başta söyleyim, kafayı bu konuyla bozmuşsanız, zihni seviyeniz güya tenkit ettiğiniz adamlardan çok da farklı değil demektir. sistem eleştirisi yapın, kabul. jöntürk komikliklerini mizah yoluyla tenkit edin, eyvallah. ama tek nokta etrafında bu kadar ısrarlı olmak, etkiye tepki olmaktan öteye geçememenin alameti. elemanların atatürk'ü putlaştırması ne kadar abes ise, sizin atatürk'ü büyük cemre, jöntürkleri küçük cemre yerine koyup taşlamaya kalkmanız da o kadar lüzumsuz. bu konuya sarf ettiğiniz zamanı çok daha faydalı sarf edebilirdiniz. hele de atatürk'ü koruma yasası diye bir yasa olan bir ülkede yapıyorsunuz bu işi, allah akıl fikir versin, ne diyeyim?
#39530 - sirkencubin  - 14.05.2009   16:14

kimlikle aldanmak / ihl


dadaşlar kusura bakmasın, tanım yapmak yerine fıkra anlatırsam daha rahat anlaşılacağını zannediyorum:

erzurumlular kars'a giden yolu kesmiş, istedikleri araca izin veriyorlar, istemediklerini geri döndürüyorlarmış. yine kars plakalı bir aracı durdurmuşlar. dadaş sürücüye çıkışmış, "müslüman mısın sen de" yollu. adam elhamdülillah müslümanım deyince, inanmamış, elham okumasını istemiş. karslı elham okumaya başlayınca da arkadaşına seslenmiş: "zeçi gel dinle bakayım, doğru mu okuyor?"

gazali merhum, aldanmanın türlü şekillerini anlatıyor: nasihat etmekle kendini kurtarmış sanan vaiz, ilmiyle kurtulduğunu sanan alim ilh. bugün bunun bir de kimlikle kurtulma zannının rahatlığına kapılan türleri var. "islami camia" mensubu olmak temel kriter olmuş, bir kere tarafınızı seçmişseniz, ötesi kolay... neyi niye yaptığınızı sorgulamanıza gerek yok, dünyayı dönüştürmekle ilgili iddianızı yaşamaya çalışmaya gerek yok, elalem ne yaparsa aynısının yeşilini yapıyorsunuz, iş bitiyor, keyifler kebap...
#29412 - sirkencubin  - 05.05.2009   14:29

tespit ve modelleme hastalığı / ihl


ekşi sözlük'ten çıkıp sözlük dünyasına salgın halinde yayılan bir hastalık. bilgi ve fikir alışverişinde bulunamadan tartışmanın ve konuları içinden çıkılmaz şekilde kördüğüm edip bırakmanın en pratik yolu. bir konunun bir kısmının bir parçasının bir bölümünü ele alıyorsunuz, mümkün olduğu kadar tekil bir duruma indirgiyorsunuz ve daha ziyade belirli kelimelerin kombinasyonundan meydana gelen, fiilleri ya da kişileri hedef alan bir başlık haline getiriyorsunuz. "x yapan y modeli" ve "z yapılması" veya "q olması" gibi kalıplar, ana formüller. böylece ana tartışma konularını çok fazla sayıda küçük başlıklar halinde parçalamış oluyorsunuz, bütün olarak görülüp görüşülmesi gereken kavramlar milyonlarca farklı sayfaya dağılıyor, aynı şeyler tekrar tekrar tartışılıyor. üslubun itham, suçlama, aşağılama havası taşıması bu işin olmazsa olmazlarından.

sol çerçeveye bakıp örnek arıyoruz...

sabah namazını cemaatle kılmayan tembel müslüman

arkadaşınızın sizi içkili mekana davet etmesi

çizme giyen türbanlı

türbanlıları entry konusu yapan yazar

içki satılan yerden alışveriş yapmayan insan

ihl mezunları komplekslidir

dindarların şiire karşı olan tuhaf ilgisi

sözlüğü arenaya çevirmek

kolejli kızların daha güzel olması

bazı dindar kadınların erkeklerle tokalaşmaması

cenabetken entry girmek

kadeh bardağından su bile içmeyen insan

kadın eli sıkmayan dindar genç

içkili ortamda bulunmak

soldan şair çıkmaz

çydde nin başörtülülere burs vermemesine şaşırmak

ilh.

görüldüğü gibi gerçek tartışma konusu sayısı, başlık sayısı kadar fazla dil. kadınların erkeklerle tokalaşmaması ile erkeklerin kadınlarla tokalaşmaması iki ayrı konu değil. kadın erkek ilişkileri, islami muaşeret adabı gibi bir başlıkta, hadi daha özel olsun, tokalaşmak gibi bir başlıkta etraflıca ele alınabilecek bir konu. bazıları içkiyle ilgili, bunlar da içki başlığında yazılabilecek konular. elbette bir de bütün zamanların bir numarası tesettür konusu var, tesettür başlığından başka her yerde defalarca tartışılmış bulunuyor, yine de iştahla yeni başlıklar üretiliyor.

ister müslüman/ islamcı/ islami camiadan/ dindar/ dinci olun, ister din aleyhtarları zümresinden, meseleleri böyle bir kafayla gündeme getirecekseniz, hiçbir faydası yok. sabah namazına camiye gitmeyenlerden şikayetçiysen git namaz başlığına yaz, içki satan yerlerden alışveriş yapmayanı tuhaf buluyorsan içki veya alışveriş başlıklarına yaz. islami düşünceye yabancı olanların, konuların ait olduğu kavramları kestirmekte yetersiz kalıp lafı dağıtması belki anlaşılabilir, ama islam namına ortaya çıkanların aynı şeyi yapması mazur görülemez.

moderasyonun bu konuda "faşizan" tedbirler alması gerekiyor, yoksa dinlerini başka insanlara anlatmak kaygısı güdenler yine yarı dilsiz ve derdini ifade edememiş halde kalacak. en pratik çözüm, bu tür başlıkların ilgili oldukları ana kavramlara ait başlıklara taşınması. yahut zaman ilerledikçe bazı başlıklarda yığılma olabileceğini düşünerek bir nokta yerine birkaç noktada toplanması da tercih edilebilir. birbirinin tekrarı yazılar konusunda da müsamahasız davranmak gerek, aynı paragrafın evrile çevrile bin beş yüz sayfaya çıktığı bir başlığın okuyucuya verebileceği pek bir şey yok.

#15018 - sirkencubin  - 21.04.2009   13:33

laiklik / ihl


farklı inanç gruplarına mensup insanların bir arada yaşadığı, karışık ve çok kültürlü ülkelerde laikliğin -doğru bir yorumla- uygulanması gerilimi azaltmak ve sosyal barışı sürdürmek açısından gereklidir. doğru yorumun pratik tanımı farklı inançlara mensup insanların birbirini engellemeden yaşamasını esas almak olabilir. burada kritik nokta farklı inançlar ifadesidir. yaygın algı hatası bir dini benimseyenleri "taraf" ve bir dini benimsemeyenleri "tarafsız" olarak görmek ve "tarafsız olanların" inançlarının bire bir uygulanması halinde eşitliğin bozulmamış olacağını düşünmektir. insanlara "dinsizlik de bir dindir" önermesini izah etmek hayli müşkil olduğundan, konunun "dünya görüşü" kavramı üzerinden sürdürülmesi daha verimli olacaktır. epistemik açıdan herhangi bir dünya görüşünün, hayat tarzının, değer yargıları sisteminin benimsenmesi için mantıki mecburiyet yoktur, yani insanlar arasındaki tek "evrensel ortak payda" olan formel mantık açısından, islam'a dayanan bir dünya görüşü ne kadar "keyfi" ise, maddeciliğe ve hümanizme dayanan bir dünya görüşü de o kadar "keyfi"dir. başka bir deyişle sistemin "gerici" olarak kodladığı insanlar ne kadar taraf ise, renan pozitivizminden çıkıp garpçılık durağına uğrayan ve nihayet kendini kemalizm olarak isimlendiren dünya görüşü de o kadar taraftır. birini asıl kabul edip diğerini sistem dışı saymanın tarafsızlıkla bir ilgisi yoktur. bu durumda devletin inançlara eşit mesafede olduğu iddiası da efsaneden ibaret kalmaktadır. özetlersek, mevcut durumda iran ne kadar laikse türkiye de o kadar laiktir, sadece "default" sayılan dünya görüşleri farklıdır.
#147414 - sirkencubin  - 07.05.2009   16:14

17 Ocak 2013 Perşembe

tesettür / ihl


an itibariyle ihl sözlük'te yüz küsur (tesettür 21, türban 85, başörtü 75; bazı başlıklarda kelimelerden ikisi birden geçiyor, mükerrerler ile birlikte cem'an 181) farklı başlıkta tartışılan kavram.

günün menüsü: tesettürlü bayanların oje sürmemesi

#278213 - sirkencubin  - 03.06.2009   13:09

hakkında çok kolay konuşulabilen, muhtemelen bu yüzden hakkında çok konuşulan konu. günümüzdeki tesettür meselelerini bir paragrafta toplamak mümkün belki, ama ciltler oldu, konu hâlâ bitmiyor. galiba başka hiçbir konuda bu kadar mütehassıs ve de mütehassis değiliz.
#308904 - sirkencubin  - 09.06.2009   09:49

açık, kapalı, tesettürlü, tesettürsüz; kavramlar çorba olmuş yine. sayısız basamakları olan bir vakıayı ister istemez zihninizde bir takım kategorilere bölüp bir skala haline getiriyorsunuz, bunu yapmadan düşünemezsiniz. lakin kategorizasyonda sürekli yazı-tura veya herru-merru mantığı gütmek, her şeyi iki kutba irca etmek vakıayı ifade için çok kifayetsiz kalan bir kategorizasyon meydana getiriyor, işleri çıkmaza sokuyor, tartışmayı boğuyor.

imdi, birincisi kapalı diyen dilinizi bal arısı öpsün, açık kavramının mukabili örtülüdür, kapalı değil.

ikincisi şimdilerde tesettürlü kelimesi bile pek hatırlanmıyor, ama eskiden tam tesettürlü diye bir tabir vardı.

başörtüsü mesele oldu, mesele olmakla kalmadı elde olmayan sebeplerden dolayı kısmen bir takıntıya dönüştü ve mahiyeti değişti. netice şu: insanların zihninde türban = 0 ve türban = 1 kategorilerinden başka bir şey yok, bunu da muhtelif kelime ikilileri ile ifade ediyorlar. halbuki başörtüsü tesettür kıyafetinin bir parçası, tamamı değil. başörtüsü olmayınca tesettür durumu sıfırlanmış olmuyor, daha da tuhafı başörtüsü tek başına tesettürü ikmal etmiyor. tam tesettürlü olmamanın binbir farklı şekli var: başını örtüp de cilbab giymemek, başını örtüp dar kıyafetler giymek, başını şeffaf kumaşla -güya- örtmek, başını örtüp başka yerlerini açmak, başını örtmemek, ama geri kalan kıyafetleri bol ve uzun olmak, baş açık, etek diz altı, kol kısa, baş açık, etek diz üstü kolsuz, baş açık kıyafetler vücuda yapışık veya çok kısa veya yarı şeffaf... en az sekiz kategori çıkardık, hangisi açık, hangisi değil söyleyin, tesettürsüz denir mi denmez mi sualini ona göre cevaplayalım... farkındaysanız henüz kozmetik veya beden dili gibi parametrelerden hiç bahsetmedik...
#525907 - sirkencubin  - 31.07.2009   09:19

müteaddit basamaklar olabileceğinin idrakinde olup yine de meseleyi 0/1 mantığı ile ele almak isteyenlere söyleyecek bir şey yok, ama başı açıkken bile bazı başörtülülerden daha tesettürlü olanların varlığına şahit olduğum için şahsen o kadar keskin sınırlar çizmek konusunda isteksizim. tam tesettür tabirinin önemi burada ortaya çıkıyor, başını örtmediği zaman tesettür tam olmuyor, eyvallah; fakat bir hanım düşünün, daima uzun kollu, bol ve yakasına kadar ilikli gömlek, topuklarına inen bol bir etek veya buna mümasil kıyafetler giyiyor, namazını kaçırmıyor. bu hanıma "tamam bacı, başında eşarp yok, seni açık diye tasnif ettik; şordaki minisi mabadına yapışık olduğundan çamaşırının modeli hakkında fikir sahibi olabildiğimiz ve de üstüne giydiği -her ne haltsa- tülbentten hallice olduğu içün üç metre mesafeden özel bir hayret sarfetmeden çamaşırının rengini ve şeklini ve tabii gövdesini görebildiğimiz bağyanın yanına gideceksin" diyebilir miyiz? hadi dedik diyelim, akabinde pantolonu yarı yapışık, çamaşırını bluzunun üstüne giymiş gibi şekil veren ve de namazla niyazla alakası olmayan birini de sırf başına eşarp bağlamış diye cilbablıların yanına gönderirseniz çok pis gücenirim, bilesüz.
#525952 - sirkencubin  - 31.07.2009   09:45

hanım tesettürünün yozlaşması hadisesi, daha karmaşık meselelerin göze batan bir kısmıdır, buz dağının görünen parçasıdır. muhafazakar sınıfın ehlidünyalaşması vakıasının bir cüzüdür.
#2261324 - sirkencubin  - 20.10.2011   21:26

şahsiyeti tebarüz ettiren bir çeşit paspartu.

(sirkencubin, 18.06.2003 14:01)

setr kökünden gelen bir kelimedir.

(bkz: setr-i avret)

fıtratın reddinden ziyade bir tür algı düzenlemesidir. zata mahsus alanı zata tahsis etmektir. avlunuzdan cadde geçmemesidir. neyi vurguladığınız ve neyi kendinize ve kendinizden olanlara sakladığınızla ilgili bir tavırdır.

(sirkencubin, 26.11.2004 15:27)
#2269364 - sirkencubin  - 26.10.2011   22:38

başörtüsünden ibaret değil; hatta pardesüden, çarşaftan, çadordan ibaret de değil. tesettür bir hal ve tavırdır aynı zamanda. beden dilidir, ses tonudur, ciddiyettir, kişiler arası mesafeyi ayarlamaktır. böyle bakınca, günümüzde sadece hanımlar değil, erkekler de bolca ihlal ediyorlar buna dair sınırları.
#2539233 - sirkencubin  - 05.05.2012   18:35

tesettürün şekil şartlarının nelere tekabül ettiğini kitaplardan okuyup öğrenmek mümkün olsa da, sosyal hayatta ne ifade ettiğini; yaşamadan anlamak zor.
başörtüsü olmayınca tesettür durumu sıfırlanmış olmuyor, buna mukabil başörtüsü tek başına tesettürü ikmal etmiyor.
devamı:
#2709649 - sirkencubin  - 18.12.2012   22:47


şeriat / ihl


türkiye'deki kullanılış tarzıyla bir kavramı açıklamak ve aydınlatmak yerine, herkesin kendi algısına göre ayrı bir anlam yüklemesinden ve etrafında gölge boksu yapmasından mütevellit, hatları karıştıran bir kelime.

şimdilik şu kadarını söyleyelim, bir gece genel kurmayından anayasa mahkemesine, halk fırkası mkyk'undan rektörlere, tüsiad'dan iddia edilen ergenekon terör örgütüne kadar bilumum mühim kişiler rüyalarında ak sakallı bir dede görseler ve sabah kalkar kalkmaz şeriatı getirmeye karar verseler bile, şeriat gelmez türkiye'ye. korkmayın (gelmesin diyorsanız; gelsin diyorsanız korkabilirsiniz).
#186884 - sirkencubin  - 14.05.2009   14:35

izmir / ihl


izmirli milletinin en çok önem verdiği ibadetlerden birinin lokma dağıtmak olduğunu biliyoruz. fakat bunu ramazan günü gündüz yaparak kendilerini aşmayı başardılar.
#625453 - sirkencubin  - 28.08.2009   15:10

koskoca alsancak'ta bir tane cami var, cuma namazında doluyor mu bilmiyorum, ekseriyetle tenha oluyor. ramazan ayında akşam namazında yolunuz düşerse son cemaat yerinde mütevazı bir ikramla karşılaşıp tanışmadığınız gönül dostlarıyla ayak üstü iftar etme imkanınız olabilir, en azından bir ara vardı. bilmiyorum izmir'i sevmek için işe yarar mı, başka aklıma gelmedi şimdi.
#637151 - sirkencubin  - 31.08.2009   09:53

sevmemekten yorulduğum, bitse de gitsek şehir.

konak tarafında sahilden balçova cihetine bakınca, bulutlardan yedi kat peçe tutunmuş batan gün, ışık oyunları ile tüllerin dağıtarak derya üzre raksa duranda, bir yelkenin ucundan tutunsak da alıp başımızı gitsek şehir.

hâşim'in mâi mesâsı maveraya dair sihirli bir yağmur olup semâdan denize indiği vakit, ruh olup uçup gitsek şehir.

sema karardıkta mahiyet değiştiren zamane yalılarından suya dökülen ışıkların râh-ı mâzisinden yürüyüp sulara karışsak, mest-i hâb olup şeker gibi erisek, boğaziçi gecelerinin kucağına doğru akıp gitsek şehir.

ya da puslu bir günde teleferikle deniz arasında dönen martıların kanatlarına bakıp, viking diyarlarında büklüm büklüm bir fiyortun dibinde, daracık düzde kurulmuş küçücük bir balıkçı köyü kursak, bu köy ötelerde bir yere giden bir güzergahın saklı kapısı, gri bir liman olsa, binip gitsek, basıp gitsek, çekip gitsek şehir.

(sirkencubin, 01.12.2004 10:18)

yarı çıplaklar kampı.

(sirkencubin, 21.07.2009 15:58)

herkes kendi şehrini sever, her şehrin ahalisinin kendine has tuhaf yönleri olabilir, bunlarda kimseyi gerecek bir taraf yok, en fazla istihza ile güler geçersiniz ve lakin izmirli milleti gitgide acayipleşiyor, enteresan bir zihin boyutunda gitgide derinlere iniyor. dışarıdan bakan biri için bunu fark etmek ne kadar kolaysa, bir izmirliye bunu izah etmek de öylece imkansıza yakın... bu sabah böyle bir izah denemesi yapan bir yazıya rastladım, onu arz ediyorum:

((http://nihat-dagli.blogspot.com/2009/07/izmir-sknts.html))

(sirkencubin, 22.07.2009 09:37)

insanların birbirine saygısı konusunda türkiye ortalamasında pek farkı yok, cüzdan gönüllülerinin dışında; yanlış adres tarif edenler, otobüste metroda insanların suratına dik dik bakanlar, sırada kaynayanlar, yüksek sesle müzik dinleyenler, bağıra çağıra konuşanlar, bıçkın tripli esnaf, dolandırıcılar, içip içip gecenin bir yarısı mahalleyi ayağa kaldıranlar, göztepe taraftarı namıyle bilinen bir ayrı yaşam formu... farklı olan tarafları "bis çok öselis ki" kompleksleri. hani hababam serisinde ayşen grudanın canlandırdığı bir öğretmen tipi vardı, aslında kimseyi gerebilecek bir dert teşkil etmediği halde herkesi kendine karşı bir hallerde sanıp tripleriyle sinir yapıyordu... öyle yani.

(sirkencubin, 22.07.2009 10:11)

hakkında anlatılanlara bakılırsa dünyanın bütün iyi niyetli insanları izmir'e toplanmış sanılır, ama öyle değil. en azından bir tanesi ankara'da. taksi şoförü kendisi. çevirmişim yoldan, "aşti" demişim. bir süre gevezelik etmişiz, beni tebessümler içinde bırakmış. nihayet aşti'ye varıyoruz, tam parasını verip taksiden inecekken "yola gidiyorsun sen şimdi, paraya ihtiyacın var mı?" diyor. helal olsun taksici haydar, ne diyeyim?

(ismini yanlış hatırlıyorsam bağışlasın, ama muhtemelen haydar veya ali haydar idi. sohbetindeki tebessüm ettiren taraflardan biri de hem iki saat "alevilere iftira ediyorlar, komünistlere iftira ediyorlar, tanımadan bilmeden konuşuyorlar" diye şikayet edip hem de kendisinin aynı iftiraları tarikatçiler için sıralamasıydı. memleketimden bir adet insan manzarası...)

(sirkencubin, 22.07.2009 13:21)

sol framede ilerlediği hızla ilerlese türkiye'nin bir numaralı sanayi ve ticaret şehri olur, ama son elli atmış seneden beri iktidar partileri engel oluyor.

(sirkencubin, 22.07.2009 14:37)

izmir'in kömürle satın alınamaması efsanesinin arkasındaki gerçek:

izmir ahalisinin termostatı bozuk.

(izmir, 22.7) son yirmi yıldır şehirde yapılan incelemelere göre izmir insanının soğuk algılama sistemleri çalışmıyor. genelde sıcak bir şehir olarak bilinen izmir, yazları gerçekten çok ısınabiliyor, ancak kışın durum hiç de öyle değil, özellikle rüzgarı insanı mızrak gibi delip geçebiliyor. şehir halkı incelendiğinde yaz ve kış arasındaki sıcaklık farklarının giyinme özelliklerine aynı oranda yansımadığı göze çarpıyor. en ufak sıcakta of puf diye soyunan izmirli milleti, kışın en soğuk zamanlarında pek kalın giyinmiyor. hatta mont giyip, boynuna atkı dolayıp, kafasını bere içinde sakladığı halde bir karış (yaklaşık 23,5 cm) boyda mini etekle dolaşmaktan rahatsız olmayanlara rastlanabiliyor. sözkonusu durum kömüre olan talebi azaltıcı yönde etki ediyor.

(sirkencubin, 22.07.2009 14:59)

ampul kafalar, bedeviler, kolormatik gözlüklüler izmir'e sirayet edemedi diye kendini avutan denyoların hayallerinin aksine, izmir'in özelliklerinden biri de nur cemaatinin belli başlı merkezlerinden biri olmasıdır. özfatura'yı kim seçti, taha beye kaç oy çıktı diye bir oturup düşünmek lazım. o da ilginç yani, tezatların memleketi...

(sirkencubin, 22.07.2009 15:12)

#2269453 - sirkencubin  - 26.10.2011   23:28