çizgi roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çizgi roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2013 Pazar

thorgal / ekşi


kendisini daha bir bebekken denizde bir araç içinde bulan ve aralarına alan, büyüten vikingler, yıldızların çocuğuna bir de isim verdiler: `thorgal aegirsson`. onlarla yaşadı, ama onlardan farklıydı. güçlü, fakat duyarlı, usta bir savaşçı, ama huzuru arayan bir kişi olan thorgal, içlerinde yaşadığı insanların kralı olan gandalf ve oğlu bijörn ile hiç anlaşamasa da gandalf'ın kızı arisiya ile evlendi ve sonunda vikinglerden ayrılarak eşi ve kendisi için sakin bir hayat kurabilmek için mücadele verdi. kim olduğu ve nereden geldiği ile ilgili bilgiyi zaman içinde öğrendi thorgal: göklerde kendilerine başka bir hayat kuran, sonra bir gün yine dünyaya dönen insanların kayıp yavrusuydu. binbir türlü maceranın içinden geçen, pek çok ilginç karakterin semtine uğrayan yolu, zaman zaman kendi soyundan insanlarla da kesişecekti. her bölümü orijinaldi thorgal'ın: köleler edinen üç kartallı lord, ölümsüzlüğü arayan büyücüler, korkunç canavarlar, dünya semalarında savaş, iktidar delisi yaşlı bir imparator ve zalim, hantal, aptal, şımarık oğlu, iskandinav masallarından çıkıp gelmiş cüceler, devler, dünyada olmayan mücevher, güçlü ve gururlu vikingler, ustalık, hüner, sevgi, zeka, ihanet, mutluluk, ayrılık, zamanın ve kaderin sınırlarında yapılan yolculuklar... ve sonra en meraklı maceranın en heyecanlı yerinde film koptu. dergi`: tercüman çocuk` kapandı ve ben o maceranın sonunu hiç öğrenemedim. şimdi yeniden çıkıyor ve aradığımı bulursam almakta tereddüt etmeyeceğim. http://www.cizgiroman.gen.tr/thorgal/

`tercüman çocuk`'ta çıkarken yarım kalan macera nihayet tam olarak (üç sayı bir arada) ve de türkçe neşredilmiş. yayınlayan yanlış hatırlamıyorsam çizgi düşler diye bir yer...

tunga / ekşi


1970'lerin sonları-'80'lerin başlarında tercüman çocuk dergisinde yayımlanmış bir çizgi roman. orijinal fransızca ismi toungadır ve lombard yayınlarına ait bir seridir.
tunga'nın konusu taş devrinde geçer. baş karakter tunga gmor kabilesine mensup güçlü bir savaşçıdır. diğer önemli karakterler arasında esas kız ohoma ve zayıf, sakat, fakat bilge nun sayılabilir. bir volkanik patlama ve deprem sonucunda gmorların nesillerden beri yaşadıkları mağarayı ve bölgeyi terk etmeleri ile gelişen olaylar işlenir dizide. diyar diyar dolaşan tunga çeşitli kabileler ve farklı kültürlerle karşılaşır, tabiata ve insanlara karşı mücadele eder. taştan yontulmuş aletler kullanırlar ve ateşi sönmeden korumaya çalışırlar. dinozorlarla insanların aynı zaman diliminde yaşamadığı gerçeği ıskalanmakta ve kahramanlarımız sık sık bir takım yaratıklardan kaçmak zorunda kalmaktadırlar. iki uzun dişiyle fiyakalı bir mahluk olan kaplan aram, nun ile dosttur ve nun ne zaman düdüğünü üflese koşup gelir, yardım eder, o da bir çeşnidir kendi çapında.
(sirkencubin 21/10/2011 22:10)

tengiz han'ın maceraları / ekşi

"heeeeeeeeeeeeeyyyytttttttt! türk elinde kedi, yaban ellerde arslan; geliyor mete han oğlu tengiz han; savulun bre! urcan!"


tercüman çocuk klasiklerinden biri olan "tengiz han'ın maceraları" şahap ayhan tarafından çizilmekteydi. ismini oğuz kağan destanı'ndan alır: gün, ay, yıldız, gök, dağ, deniz kardeşlerin en küçüğünden. tengiz, eski türkçe'de deniz demeye gelir.

ülkücüler tarafından sahiplenilmesi yersiz değildi. "mete han oğlu tengiz han" konseptinin tam ülkücü tarzı bir şey olması bir yana, tengiz beyimizin söylemi de ülkücülerinki ile örtüşmekte idi. "fizik ve moral özellikleriyle mükemmel bir türk" tiplemesi olan tengiz'in tek falsosu sarı saçları idi. eski türk kıyafetleri giymesi beklenebilecek olan tengiz, ne hikmetse genellikle entari benzeri ilginç bir kılıkla arz-ı endam ederdi. ne yalan söyleyim yakışıyordu da, etek gibi durmuyordu (ya da biz öyle görmemeye şartlandırmıştık kendimizi).

tengiz han çeşitli ülkelerde gezer ve bilumum iyi insanlara yardım eder, cümle kötülerin ağzının payını verirdi. konuları çok çeşitli olan dizide zaman zaman sembolik anlamlar taşıyan maceralar yer alır (tengiz kızıl deve karşı: ay yıldızlı kılıcı ele geçiren tengiz, orak ve çekiç şeklinde silahları olan kızıl devi madara eder ve esir insanları kurtarır) bazen de oradan buradan aparma unsurlara rastlanabilirdi (kartal adamlar, aslan adamlar vs vs flash gordon'dan ödünç alınma bir sürü tiple dolu bir dizi macera, bir ara tengiz'in giydiği kıyafet bile -entari farkıyla- flash gordon'unkinin aynıydı).

kuvvetli olduğu kadar da zeki bir insandı tengiz, gittiği ülkelerin dillerini öğrenirdi. çin'den roma'ya, firavunlar mısır'ından bilinmedik diyarlara gezdiği düşünülürse dil öğrenme rekoru kırdığı düşünülebilir. söz gelişi, çalınan kutsal kılıcı geri almak üzere roma'ya giderken yolda latince öğrenmişti, sevgili atı boz aygır'ın sırtında. eh, ötüken nire, roma nire, hem tengiz bu, öğrenir öğrenir.

maceralar genellikle zincirleme olarak birbirine bağlanırdı. her telden çalan, her yere giden tengiz sonunda kendi çağındaki konuları tükettiği için olacak (drakula'yı bile toz etmişti bir ara) şahap ayhan amcam tarafından ilginç bir zaman yolculuğu ile günümüze ışınlandı.

ilk sayılarda iri kıyım bir çocuk olarak çizerdi, şahap ayhan, tengizi. kedilerin kuyruğuna ıvır zıvır nesneler bağlar, nenesinden dayak yer tengiz, kötü adamları pataklamaktan fırsat kaldıkça. babası mete han en zor görevleri tengize verir tengiz diyar diyar dolaşır. kız kardeşi ipek, ablası yıldız başlarına iş açar, peşlerinde gezer dolanır, kurtaracam diye helak olur tengiz. böyle böyle gelişti, serpildi, levent bir delikanlı oldu çıktı. günümüze ışınlandığında bir genç erişkin olmuştu artık. biz de tengizle birlikte büyüdük. devam edecek bir tarafı kalmamıştı. hasret bir yaradır içimde, tatlı tatlı kanar...
*
tengiz'in zamanda seyahat edip günümüze geldiği sırada, önce tengiz zamanımıza yeni gelmiş bir şaşkın balık halinde iken türkçe'den başka dil anlamayan iki keltoş tip bir "uçan daire"den çıkıyorlardı. tengiz bahsettiğimiz gibi, bilumum dünya dillerini bildiğinden, arkadaşlara çince, latince vb hitap ediyor, fakat ancak neden sonra aklına gelen türkçe ile söylediğinde cevap alabiliyordu.

uçan daire, klasik uçan daire çizimlerinin benzerlerinden idi, bir disk, üstünde bir cam kubbe, altında ikizkenar yamuk kesitli, tepesi kesilmiş koni şeklinde bir bölüm. ufo'nun mürettebatının hikayesi esrarlı bırakılıyor, ancak türklerle bir ilgilerinin olduğu ima sureti ile geçiliyordu. bu elemanlar tengiz'in modern zamana adapte olmasına yardım ediyorlar, zihnine her nevi lüzumlu bilgiyi yüklüyorlardı.

tengiz daha sonra hafızasını kaybetmiş biri ayaklarına yatarak, kimliğini gizlemek sureti ile muhtelif maceralara karışıyordu. bir türk bilim adamının yerçekimini kaldıran bir motor yapmasına yardımcı oluyordu. (motora balem motoru ismini veriyorlardı, yanlış hatırlamıyorsam.) sonra türk silahlı kuvvetleri'nin desteği ile aracın inşasına geçiliyordu. ruslar, amerikalılar planları çalmak için çok uğraşıyorlardı, ama tengiz her birine haddini bildiriyordu. sonra uzay aracının inşa edildiği hangarın patladığı bir mizansenle gavurları kandırıp, ellerinde bir uzay aracının bulunmadığı havasını yayıyorlardı. danser adı verilen uçan dairelerin ve bunlardan çok sayıda taşıyabilecek midan hava gemilerinin gizlice inşa edilmesi ve gizlenerek çok gerekli olmadıkça kullanılmaması kararı alınıyordu.

danser çok yetenekli bir araçtı. yerçekimi olan irtifada bile, yerçekimi yokmuş gibi uçabiliyor, dostlarımızın canı çekerse yerçekimi olmayan irtifalara çıkabiliyor, son hızla uçarken doksan derecelik açıyla dönüşler yapabiliyor, lazer silahı ile her bir şeyi mahvedebiliyor, icap ederse görünmez oluyor, bütün amerikan, sovyet, çin uydularını maymun ediyordu. danser'in inşasında anahtar rol tengiz'indir, zira türk bilim adamı (ismini hatırlayamıyorum) problemi çözmek üzere olsa da, tengiz takıldığı bir noktayı aşmasına bizim ufocu dazlaklardan aldığı bilgi ile yardım ediyordu. zaten danser de o ufo'nun bir benzeri idi.

bu arada yerçekimini kaldıran harika motorun teknolojisindeki büyük sırrın, bir bobinin nasıl sarılması gerektiği ile ilgili olması da çok hoş. kimin umrunda...

(bkz: feydamid)
(sirkencubin 20/10/2011 22:53)

bunu çizerken flash gordon'dan epey bir "faydalanmış", şahap ayhan.
(sirkencubin 29/10/2011 02:44)

feydamid:
`tengiz`'de de ismi geçiyordu bu projenin. mete han oğlu tengiz han, bir gün macera dönüşü marmara denizi civarında bir yerlerden geçen küre şeklinde bir yıldırımla çarpılıp 20. yüzyıla ışınlanıyordu. uzaydan gelen iki adet kabak kafalı uzay türkü, tengiz'i bulup uçan dairelerine alıyorlar, sonra kafasına bir sürü bilgi yüklüyorlardı. gel zaman git zaman feydamid projesi üzerinde çalışan bir türk aliminin yanına kapılanan tengiz, ismini unuttuğum bu alimin balem motorunun sırrını çözmesine ramak kaldığını fark ediyor ve çözemediği noktayı tesadüfen bulmuş gibi ona gösteriyordu. hâlâ bu proje üzerinde çalışan ve tengiz okumamış olan varsa vatan millet hayrına şuracığa eklemeyi vazife bilirim ki kilit nokta bir bobinin nasıl sarıldığıyla ilgiliydi. sonra bu alim ve tengiz, türk deniz kuvvetlerine bağlı gizli bir merkezde danser adı verilen ilk uçan daireyi inşa ediyorlardı. midan kelimesi ise, birden fazla sayıda danser taşıyabilecek özel hava gemileri için kullanılıyordu. uçan daire taşımak için hava gemisi yapmaya neden lüzum görüyorlardı, onu bilemiyorum.

uzay ajanı luk (luc orient) / ekşi


bu da `le lombard` mevzularından. michel régnier greg tarafından yazılmış ve de eddy paape tarafından çizilmiş. serinin orijinal adı `luc orient`, kahramanın adı da bu. diğer karakterlerin isimlerini hatırlamakta zorlandığım için bunamaya başladığımı düşünüyorum. muhtemelen kahramanımız hugo kala ismini taşıyan bir bilim adamının asistanı gibi bir şeydir. bu ikisi ve diğer bir hatun örokristal diye bir bilim kuruluşunda çalışırlar (evropalı bunlar, fransız hatta). luk efendi bilim adamından ziyade macera adamına benzemektedir. ekibin ilginç maceraları vardır. uzaya giderler, terango gezegeninde işleri düzeltirler. yer altına inerler, kayıp bir medeniyetin kalıntıları ile muhatap olurlar. ışınlarla oynarken garip değişimlere maruz kalırlar. mafyayla dalaşırlar. dünyayı istila etmeye çalışan adi uzaylı robotları benzetirler. vakit geçer gider, hoştur. bölüm başlıklarına bakınca şunları görüyoruz: -les dragons de feu -les soleils de glace -le maître de terango -la planète de l'angoisse -la forêt d'acier -le secret des 7 lumières -le cratère aux sortilèges -la légion des anges maudits -24 heures pour la planète terre -le 6ème continent -la vallée des eaux troubles -la porte de cristal -l'enclume de la foudre -le rivage de la fureur -caragal türkçe karşılıkları da şu şekilde: - ateş ejderhaları - buz güneşleri - terangonun patronları - öfke gezegeni - çelik ormanı - 7 ışığın sırrı - cadı krateri - lanetli melekler lejyonu - dünya için 24 saat - 6. kıta - tehlikeli sular vadisi - kristal kapısı - şimşek örsü bişeyi ne demekse eheh * - öfke sahili - caragal (teşekkürler `bleufonce`) * bleufonce aynen böyle yazmış mesajında...`: tebessüm` 

korkusuz badi (buddy longway) / ekşi


korkusuz badi (buddy longway) şinuk ismide bir kızılderili kadını ile evli bir beyazı konu alır. ikisi iki toplum arasındaki çelişkilerden uzakta, dağların başındaki kulübelerinde yaşamaya çalışırlar, badi kürk satarak hayatını sürdüren bir avcıdır, ama ufak tefek çiftçilik denemeleri de vardır. bir türlü beladan uzak kalamazlar. badi ve şinuk'un oğulları jeremi sarışın bir kızılderiliye benzer, sonradan katlin diye bir de kızları olmuştu. çizimlerinin haricinde hikayeleri de güzeldi. bölüm başlıkları: 1. chinook 2. l' ennemi 3. trois hommes sont passés 4. seul 5. le secret 6. l' orignal 7. l' hiver des chevaux 8. l' eau de feu 9. premières chasses 10. le démon blanc 11. la vengeance 12. capitaine ryan 13. le vent sauvage 14. la robe noire 15. hooka-hey 16. le dernier rendez-vous 17. regarde au-dessus des nuages 18. la balle perdue 19. révolte (bkz: lelombard)

ugaki / ekşi


ugaki vakti zamanında `tercüman çocuk`'ta maceraları neşrolunan bir samuray idi. `daimyo`su öldürüldükten sonra `seppuku` yapmayıp, efendisinin intikamını almak üzere ortalıkta gezinmeye başlamış bir garibandı bu ugaki. gariban olduğunu kılığından da anlayabilirdiniz, zırhından başka giyecek bir şeyi yoktu. ara ara maceraya ara verilmesi ve samuray avadanlıklarının yahut ninja techizatının tanıtılması da keyifli taraflarındandı. katananın kısımlarına ne deniyormuş, kısa kılıcın adı neymiş diye okuyup öğrenmeye çalışırdık.

dani futuro / ekşi


1970'lerin sonu ve '80'lerin başlarında tercüman çocuk'ta yayınlanmış bir çizgi roman. aslı lombard yayınları tarafından aynı isimle ve fransızca olarak yayınlanmıştır. victor mora tarafından yazılmış ve de carlos gimenez tarafından çizilmiştir.

fantastik macera türündeki dizinin baş kahramanı, asıl adı daniel blancor olan dani futuro, 20. yüzyıl sonlarında bir kaza geçirir ve buzlar arasında yüz yıldan fazla sürecek olan bir uykuya dalar. kendisini bulup hayata döndürdüklerinde dünya tamamen değmiştir. dani'yi hayata döndüren doktor stentor, güzel yeğeni iris ve dani, galaktos isimli uzay gemisiyle gezegen gezegen dolaşarak işleri yoluna koymaya çalışırlar.

dizide genellikle çevre problemleri ile kuvvetli-zayıf arası ilişkiler, zihin kontrolü, tüketim kültürü ve silah ticareti gibi sosyal yönü olan konular işlenmektedir. uzay çöplüğü, uzay balinaları, uzay sihirbazı gibi macera isimlerine sık rastlanmaktadır. *

dani futuro'nun maceraları olayların akışı ve konuların ilginç olmasının yanısıra tasarım konusunda da başarılı bir dizidir. özellikle dani ve iris'in kıyafetleri modacı titizliği ile çizilmektedir. dani ve iris'in genellikle birörnek/ benzer giyinmeleri, zaman zaman dani'nin kıyafetlerinin az buçuk feminen bir hava taşıması ile sonuçlanmaktadır. yine de bir fransız için fazla sayılmaz... muhtelif maceralarda kahramanlarımızla birlikte olan robotlar sevimli jül ve aksi paru, uzay araçları, muhtelif alet edevat, mekanlar gibi pek çok ayrıntı da itina ile çizilmiştir ve dizi her karesi ile kendine has bir hava taşımaktadır.

şiddet unsurunun ılımlı tutulduğu dizide kahramanlarımız öldürücü silahlar yerine yerçekimini kaldıran anti-g (g: gravite) tabancaları taşırlar. ayrıca kendi üzerlerinde de gerektiğinde yerçekimini ayarlayarak uçmalarını sağlayan anti-g cihazları bulunmaktadır.

tercüman çocuk thorgal'a yaptığı gibi, dani futuro'nun maceralarını da bölümlerin sırasını karıştırarak yayınlamış ve "parçaları bir araya getirme, bütüne ulaşma, 'haa, demek öylee...' deme" egzersizi yaptırarak türk çocuklarının zihni gelişimine katkıda bulunmuştur. bölümler esas itibariyle bağımsız olduğu için çok da problem olmamıştır.

---

* bulabildiğim bölüm başlıkları şunlar:

-la planète nevermor
-le cimetière de l'espace
-la planète des malédictions
-les maîtres de psychédélia
-une planète en héritage
-la fin d'un monde
-le magicien de l'espace

türkçe karşılıkları da şu şekilde:

- nevermore gezegeni
- uzay mezarlığı
- lanet gezegeni
- psychedelia ustaları (patronları) ?
- dünyanın sonu
- uzay sihirbazı

(teşekkürlerin istikameti `bleufonce`'ye doğru...)


4 Ocak 2013 Cuma

tercüman çocuk / ekşi


başlangıçta ayrı bir dergi olarak cuma günleri çıkardı. tercüman gazetesinin sallantıda olduğu dönemde, 1986'da önce gazete ile birlikte perşembe günleri vermeye başladılar, arkasından yarım kalan maceraları apar topar bitirip derginin yayınına son verdiler. karambolde torgal'ın enfes macerası da yarım kaldı.

giderek bozulduğu son bir kaç yılın öncesinde oldukça kaliteli bir dergiydi. üçüncü hamur kağıda renkli olarak basılırdı. birinci hamur kağıt kapakla birlikte 50 sayfa ve de ortasından zımbalanmış olarak çıkardı. son dönemde zımba işini iptal ettiler.

genellikle fransız çizgi romanları ve bunların yanında az miktarda yerli çizgi roman yer alırdı bu dergide. yayınladığı çizgi romanların epeycesinin kaynağı belçika'daki le lombard isimli yayınevidir. bazı seneler yaz tatili aylarında yaz neşesi isminde bir ilave verirlerdi. sadece çizgi romanlar olurdu bu ilavede. bir çeşit doz artışı idi.

çizgi romanların derginin büyük bir kısmını kaplaması bir tarafa, hikayeler, karikatür ve fıkralar, ilginç bilgilerin yer aldığı magazinimsi köşeler, orta sayfada gazete benzeri bir kısım, bulmacalar gibi pek çok unsur da dergi sayfaları arasında bulunabilirdi. magazin köşelerinde televizyon, müzik, spor gibi konulara da el atılırdı. zaman zaman yayınladıkları kimlik kartları sayesinde, bilumum şarkıcıların, oyuncuların, futbolcuların asıl isimleri, boyları posları, kiloları, bildikleri yabancı diller, sevdikleri yemekler gibi mühim meselelerde bilgi sahibi olurduk.

her hafta bir fasikül vermek yoluyla mebzul miktarda ansiklopedi sunmuş olduğu gibi zaman zaman ilginç posterler de vermiştir. fasikül fasikül biriktirilmek üzere ek olarak verdiği ansiklopediler arasında şunlar sayılabilir: padişahlar ansiklopedisi, keşifler ansiklopedisi, uzay ansiklopedisi, harikalar ansiklopedisi, ülkeler ansiklopedisi, yurdumuz ansiklopedisi, bilimler ansiklopedisi, büyük türk zaferleri, ulaşım araçları.

güzel dergiydi, yazık oldu. çıkıyor olsaydı, muhtemelen hâlâ alıyor olurdum.

zaman zaman milliyet çocuk'a nazaran daha az kaliteli bir dergi olduğu iddia edilir. dergilerin kaliteleri konusunda subjektif yorumlar yapılabilir. şahsi sübjektif yorumum civarda tercüman çocuk veya yaman varsa, milliyet çocuğun yüzüne bile bakılamayacağı şeklinde. başka okunacak bir şey bulunamaz ise vakit geçirmek için okunabilecek bir şeydi milliyet çocuk.

objektif kriterler aramak gerekirse en başta çizgi romanlara bakılabilir. tercüman çocukta çıkan seriler en iyilerindendi.

bir başka kriter baskı kalitesi olabilir, vasattı, diğer dergiler gibi.

mizah, hikaye, zeka bulmacaları gibi malzemeye yer verip verilmediği hususu bir kriter kabul edilirse, evet bunlar da vardı ve en iyi numuneleri idi.

itime, kültüre katkı yapıp yapmadığı bir kriter kabul edilirse ek olarak verdiği çok sayıda ansiklopedi bu kriteri sağlar zannederim.

aklıma başka kriter gelmiyor şu saat itibariyle, haddim olmayarak, üzerinize afiyet bu başlığı sahiplenmiş bulunuyorum ve kriterler konusunda katkılarınızı bekliyorum, benim aziz vatandaşlarım. bilahare aklımıza geldikçe maddeyi zenginleştirebiliriz.

"kadar" olayında sidik yarışına girmenin bir anlamı var mı bilemiyorum, herkes kendi çocukluk hatırasını daha büyülü bir hale içinde görür ve karşı kampın nesnelerini elbette küçümseme eğilimi olur. tercüman çocuğu beğenmeyen arkadaşlar kaç nüshasını gördüler bilemiyorum, şahsen bir tane bile almasam da milliyet çocuğun bir kaç yüz nüshasını okudum sanıyorum. (biz tercüman okurduk ve kimse beni "korumak" için okuduklarımı kısıtlamazdı) her iki dergi hakkında az çok fikri olan biri olduğumu düşünüyorum ve milliyet tarafından çıkarılmış olmasına rağmen milliyet çocuğun iyi bir dergi olduğunu düşünüyorum, çok iyi değil, sadece iyi ve tercüman çocuğun eline su dökemez. solcu aileler her şeyde bir kıllık arayacaklarına önyargılarını bir tarafa bırakıp dergiye bir göz atsalar; çocuklarını, zıpır'dan, u ışınları'ndan, dani fütüro'dan, tunga'dan, tengiz'den, luk orient'ten, korkusuz badi'den, kasırga'dan, şakşak bill'den, turist amca'dan, komançi ve red dust'tan, koranten'den (daha gider bu), ömer okçu'nun, refik özdek'in enfes kalem işlerinden, semih balcıoğlu'nun karikatür derslerinden ve daha bir sürü güzel şeyden mahrum etmemiş olurlardı.

(bkz: dani futuro)

(bkz: asterix)

(bkz: zıpır)

(bkz: kasırga)

(bkz: ugaki)


(bkz: save 2000)

(bkz: corentin)

(bkz: aria)

(bkz: tangram)

(bkz: lucorient)

(bir ara da pif diye bir kedi-köpek davası çıkıyordu, o da şu:

#2256572 - sirkencubin  - 17.10.2011   01:38

3 Ocak 2013 Perşembe

kasırga / ekşi


vaktiyle tercüman çocuk'ta yayınlanan bir çizgi roman dizisi idi. kahramanı kasırga isminde bir kızılderili çocuğu idi. özel güçleri vardı, ateş yakmıyordu veledi. samur isminde bir arkadaşı vardı. ailesini bir baskında kaybetmişti, büyücü hekim gibi bir adam büyütüyordu bunu. milleti etrafına toplayıp artistlik yapmaya kalktığı zaman özel güçleri çalışmıyordu kasırganın. bir süre çıktıktan sonra maceraların arkası kesilmişti. kasırga büyüdüğü zaman neler olduğunu öğrenemedik.

edit: le lombard'ın web sitesine göre, serinin orijinal ismi "celui qui est nã© deux fois*" imiş. üç sayı görünüyor. "red road" isimli başka bir dizi, bunun devamı galiba, o da dört sayı görünüyor.

* iki defa doğmuş kimse demekmiş (sağolasın bleufonce). kasırga'ya sonradan verilen isim bu aynı zamanda.
#2256580 - sirkencubin  - 17.10.2011   01:45

30 Aralık 2012 Pazar

zıpır / ekşi


bir dönem tercüman çocuk mecmuasında neşredilen bir çizgi roman kahramanı. asıl adı cubitus, zıpır bizimkilerin yakıştırması. tercüman çocuk'ta çıkan pek çok çizgi roman gibi, le lombard denen belçika'da bulunan bir yayınevine ait. koca göbekli, beyaz tüylü, sarı kuyruklu, büyük siyah burunlu bir köpek zıpır, ama köpekten başka her şeye benzer, her kılığa girer. emekli bir denizci olan semafor ile birlikte yaşar, hangisi hangisinin sahibi pek belli değil. bir de karakedi var, pek sık görünmez, ama zıpır'ın köpek olduğunu hatırladığımız nadir zamanlar, daha ziyade karakedi'nin zuhur ettiği sayılardır. zıpır tercüman çocuk'un hemen başında (galiba üçüncü sayfada) tek sayfa olarak çıkardı, sadece bir defa derginin yaz tatili ilavesinde (bkz: yaz neşesi) uzunca bir macerası çıkmıştı. modern bir şehrin göbeğinde, taş devrinde, ortaçağ şatosunda, vahşi batı'da, şair (!) veya ressam (!) kimliği ile, tebessüm eder veya surat asarken görebilirsiniz kendisini ve gölgesinden daha hızlı uyuyabilen tek köpek olmakla meşhurdur. 






22 Ekim 2011 Cumartesi

kage bunsin no jutsu / ekşi

birlik ve beraberliğe her zamankinden çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde en çok ihtiyaç duyduğum cutsu. fena mı olur, yüz sirkencübin aynı anda kitap okurken, yüz tanesi de mecmuaları elden geçirse, elli tanesi yazı yazarken, iki yüz elli tanesi milleti karşısına alıp tek tek -iki yüz ellişer iki yüz ellişer- laf anlatsa, beş yüz tanesi de hacı dayak metodunu uygulamaya koysa... çakra dayanmaz tabi melmeketteki bu kadar ilgi bekleyen kişiye, orası ayrı...
(sirkencubin, 25.12.2007 15:59)