kedi
köpek tayfası da bazen yapar bu işi. mahallenizdeki kaldırımları incelemeyi
zevkli bir iş haline getirir: 1979, nazlı, bisiklet tekeri izi, aslam cimbom,
kalp resmi, feridun, esem sipor izi derken kaldırımı çaprazlamasına kesen bir
seri kedi patisi izi ve onları izleyen köpek izleri ile senfoni tamamlanır.
Muhtelif internet sözlüklerinde yazılmış entryler külliyatı -ekşi, ihl, mürteci, millî, öz aramızdı-
25 Mayıs 2013 Cumartesi
1 Mayıs 2013 Çarşamba
köyde uyanmak / ekşi
"mmmh, sabah olmuş... anee saat ne kadar erken, altı
üstü altı saat uyumuşum, ama zımba gibiyim..." bunların yarısını yatakta, yarısını
ayakta düşünürsünüz, zira kemiklerinizi hamur eden uyuşukluktan eser yoktur. "yine
mi sabah oldu yaaaa, offff"lardan eser yoktur, çocuk gibi neş'e içinde
uyanırsınız. ama hepsi bu değil, gözümü açıp da pencereden kulaklıtaş tepesinin
çıplak kayalarını gördüğümde, kendi çocukluğumun masal gibi, rüya gibi tüller ardında
kalmış günlerine, oradan daha uzak geçmiş zamanlara, bilmediğim, ama yakından
tanıdığım çağlara uzanır içimde bir şeyler. rahmetli dedemi hatırlarım, onun
babasının, dedesinin, cedlerinin o dağlarda dolaştığını düşünürken, topraktan
fışkıran bir şey damarlarımda dolaşır. köyde evler, nasıl taşlar gibi, ağaçlar
gibi toprağın ve dağların tabii uzantıları ise, ben de asırlar boyunca yaşamış
cedlerimin bugünki devamı olduğumu hissederim. insanı çevreye, varlığa bağlayan
güçlü bir his bu...
26 Nisan 2013 Cuma
ittihat ve terakki cemiyeti / mürteci
bedeni ölmüş, ruhu hayalet gibi yüz senedir yakamızdan düşmeyen cemiyet.
ittihatçılık bir ruhtur her şeyden evvel, türk medeniyeti ile batı
medeniyeti arasındaki kırılma noktasında türeyen jöntürk sınıfının,
dünya görüşü, değer yargıları, hayat tarzı bütününün aktif ifade şekli
ve merkezidir. her daim komitacıdır bu zihniyet, bu yüzden devleti
sahiplenmek için kifayetli değildir, bu yüzden hatalı bir toplum ve
devlet vizyonuyla, kendini yiyen bir kurgu oluşturmuştur. her şeye
rağmen devlete sahip çıkma refleksi mevcuttur, bu bakımdan türkiye'nin
devlet geleneğinden ve realiteden istediği kadar kopamamıştır.
21 Nisan 2013 Pazar
kapitalizm sosyalizm ilişkisi / ekşi
kapitalizm ile sosyalizm arasındaki benzerlikler, farklılıklar
veya bu iki kavramı bir arada değerlendirmek yoluyla kurulabilecek herhangi bir
ilişki.
ortaçağ düzeni 12-13. yüzyıllarda avrupa'da yaşanan gelişmeler
sonucu burjuvazinin palazlanmaya başlaması ile çatırdama yoluna girmiştir. rönesans,
reform, aydınlanma, akıl, bilim, demokrasi kavramları esasta modernite ve batı
medeniyeti bağlamında mânâ taşır. burjuvalar/ üretim ve ticaret kuvvetleri/ sermaye
önce krallarla birlik olup ruhbanları ve aristokrasiyi tepelemiş, sonra
ayaktakımını ayaklandırıp kralları uçurmuş ve yerlerine daha kolay manipüle
edilen politikacı ve bürokrat tiplerini ikame etmiştir. sınıflararası güç
mücadelesine paralel olarak zihniyet ve kültür konusunda da gelişmeler yaşanmıştır.
iki alan birbirinin doğrudan sebebi veya sonucu olmasa da sonuçta paralel bir
gelişme göstermişlerdir. bütün bu gelişmelerle ortaya çıkan yapı sermaye
gücünün baş aktör olduğu bir "oyun"dur. ancak "yükselme dönemi
dinamikleri" oyundaki diğer karakterlerin varlığını tehdit etmeye başlayınca
"tepki dinamikleri" güçlenmiş ve belli bir dengenin kurulmasına sebep
olmuştur. sosyalizm modern sanayi medeniyetinin frenidir. fren arabanın
selametine hizmet eden aksam arasındadır. gidip bir ağaca toslamanıza engel
olur. motorla zıt etki gösterse de aslında aynı yapının varlığına hizmet eder. toynbee'nin
tabirini kullanırsak, her ikisi de batı medeniyetinin karşılaştığı meydan
okumaya verdiği cevaplardır, ortak bir sürecin ayrılmaz sonuçlarıdır.
(örnekte kapitalizme motor, sosyalizme fren dedik diye, lafı
tersinden anlayıp sosyalizmin gelişmeyi engelleyen bir takoz olduğunu söylediğimizi
zanneden olursa, o kendisi takozdur. örneği fazla ciddiye almayın, sadece zıt
etkili yapıların, ortak bir üst yapının faydasına işleyebileceğini açıklamak
için kurguladım bu örneği. diğer yandan motor, fren, o kadar da uyumsuz değil
hani...)
(sirkencubin, 25.02.2003 20:34)
karagöz-hacivat ilişkisidir, al gülüm ver gülüm ilişkisidir,
iyi polis-kötü polis oyunudur. dünyanın her yerinde "göstericiler" ve
"polis" çatışır, savunanlar ve karşı çıkanlar vecd içinde birbirine
girer, ama sonunda hep kırılan kol yen içinde, yarılan kafa börk içinde kalır. balta
dalları budar, köke dokunmaz, çünki ortada tek bir kök vardır, ortak.
(sirkencubin, 29.06.2004 12:31)
kapitalizmi yaşatan şeyler arasında sosyalizmi unutmamak
gerekir. meydan tamamen sermayedarların aç gözlülüğüne kalsaydı sistem çoktan
duvara toslayacaktı. din ise bu şeyler arasında yer almamaktadır. aksine
sermaye ve üretim gücü, avrupa'daki gelişme sürecinde din kurumlarını baskı
altına alarak ve hristiyan şeriatını hadım ederek hakimiyet kurmuştur. protestan
iş ahlakının gelişen kapitalist kültürle uyum göstermesinden söz edilebilir, ancak
bunun kapitalizm için bir temel direk sayılıp sayılmayacağı da tartışılabilir.
(sirkencubin, 08.02.2004 00:48)
#422619 - sirkencubin
- 29.10.2011 13:02
Etiketler:
arnold toynbee,
batı,
ekşi sözlük,
ideoloji,
kültür,
medeniyet,
siyaset,
sol
22 Ocak 2013 Salı
bazı ve bir kısım delikanlı mevzuları / ekşi
delikanlı: kavramları anlamak için zıtlarına da
müracaat etmek gerekir. bu kavramın zıddını yavşak, zibidi, yılışık gibi
kelimelerde aramak gerekir. delikanlının külhanbeyi veya kabadayı ile
karıştırılması hatalıdır.
ağlayan erkek: ağlayabilmek yürek ister ve lakin
delikanlı şahıs imkanlar elverdiğince bu işi başkalarıyla paylaşmama gayreti
içinde olmalıdır.
bıyık: olmaması delikanlıyı bozardı, eskiden, biz
testiden su içerken...
aynanın karşısında yapılan karizmatik hareketler: aynanın karşısında yapılıyor olmakla karizmasını anında yitirir. delikanlı olun, karizma arkasından gelir. gelmezse de keyfi bilir...
etrafta kız varken ahlak zabitasi kesilmek: racon
meselesidir, delikanlılığın icabıdır, biz lisedeyken standarttı, uymayana
"laylon top" nazarıyla bakılırdı, bir de bir çocuk beden dersine
şortla çıkıyordu, ona da aynı nazarla bakılırdı. her şeyin bir yeri var, zamanı
var, babanın yanında cigara tüttürmek ya da kızların yanında kız muhabbeti
yapmak gibi hususlar delikanlıyı bozar.
otobüste yer verilen insanın başkasına yer vermesi:
sizin yer vermeyi tercih etmeyeceğiniz birine yer verilmesi halinde canınız
sıkılsa bile, yapacak bir şey yoktur, derdinize yanıp pencereden dışarıyı
seyredersiniz. siz "e amca, oldu mu ya şimdi? biz bilmiyor muyuz o zilliye
yer vermeyi?" diye düşünürken, amca muhtemelen "yıkılmadım,
ayaktayım, hemi de centilmenim bile" mesajını vermiştir. belki de
"ağaçlar ayakta ölür" diye düşünüyordur. siz de kısık gözlerle
dalgaları seyrederken, otobüsün sert hareketlerinde savrulmamak için sörfçü
gibi şekilden şekle girerken, kimin oturmayı daha çok hak ettiği konusunda
hesaplar yapar, algoritmalar çıkarırsınız. kim ayakta durmaya daha muktedir,
kim oturmaya daha muhtaç, kim daha yorgun... en iyisi bizim t. gibi hiç
oturmayıp, doğrudan otobüse biner binmez en arkaya yürüyüp dikilmek galiba.
-otobüste oturacak yer konusunu mesele eden yurdumun `delikanlı`larına ithaf olunur.
öpüşme tokalaş: bunun bir de öpüşme kafa at
versiyonu vardır. delikanlı ülkücü kardeşlerim light tipler gibi şap şup
öpüşmeyi tercih etmediklerinden, tokalaşırken bir yandan da alın köşelerini
birbirine tokandırmak yoluna gider. lakin olayı abartan bazı m. isimli şahıslar
kafanızı bu yolla kırma teşebbüsünde de bulunabilir. dikkat etmek gerekir.
delikanlının entry'si üstüne entry girilmez: entryler
eskiden yeniye sıralandığı için zaten delikanlıdan sonra girilen entryler
delikanlının entrysinin altında kalacaktır, mevzu değildir. o zaman konuyu
şöyle anlamak gerekir: delikanlı elalemin entrysinin altına entry girmez, kendi
başlığını kendisi açar, cigarasını yakar, seyrine bakar. esası yoktur tabii,
misal ben `circassian warrior`'un entrysinin altına entry girsem delikanlılığa
halel mi gelecek? `: çizerim` kitapta`: delikanlılığın kitabı` konuyla ilgili
madde yoktur, `bidat` çıkarmayın. (bıçkın smiley)
delikanlının seyir defteri: bidattir. delikanlı
bakkal gibi defter tutmaz. icap ederse defter dürer. icat çıkarmayın.
gamsız celal abi: hem delikanlı geçiniyor, hem
niyeti bozuk, hem çenesi düşük. olmadı, çizdik.
kütüphanede kopya hazırlamak: ayıptır. delikanlı
öğrenci kopyasını kantinde hazırlar.
şahane entry'ler giriyorum ama mafya kötülüyor: delikanlıyı
bozan replik. siz kötüleyin diye giriyoruz biz o antrileri, elinizi korkak
alıştırmayın.
lightsaber: `miyamoto musashi` kılıç kullanma
sanatını, strateji ilminin esası ile bir kabul etmiştir. nasıl `katana`,
`samurai`nin ruhu sayılmışsa, ortaçağ şövalyeleri -bırak delikli demiri- ok
kullanmayı bile yiğitliklerine yediremeyip (tabii bilançoda kimin neyi neye
yedirdiğinin şerhi uzar, orası ayrı) kılıcı has silahları saymışlarsa, nasıl
bizde "dal kılıç, yalın kılıç" diye sözler var iken, ok ile, gürz ile
alakalı bu tarz sözler yoksa, ışın kılıcı da jedilığın forsundandır. kılıç
düellosunda rakipler kendileri ve rakipleri ile yüzleşirler; yüzleri olmaksızın
sütre gerisinden aşırtma atışlar yapmazlar. yiğit olan döne döne vuruşur. lukas
dünyasının haso delikanlıları olan cedaylar da böyle bir silahı şey etmiştir.
ondan kılıç diye söylemek istiyorum müsaadenizle.
kurtlar vadisi: dizinin en çok tepki çeken
taraflarından birinin de "delikanlılık" meselesi olması ilginçtir.
dizide özendirildiğini düşündüğünüz delikanlılık tarzını eleştirebilirsiniz,
ama bunu doğrudan delikanlılık eleştirisi haline getirirseniz, beklediğinizin
tam tersi etki meydana getirirsiniz. herkes "satanist" olmak zorunda
değil, delikanlılık türklerin tarihten getirdiği ve benimsediği bir tavırdır.
bunu ortadan kaldırmaya çalışmak yeldeğirmenleri ile savaşmaya benzemesi bir
yana, bence gayet de hatalıdır. eşkıya kılıklı herifler görmekten ben de hoşnut
değilim, ama ortalıkta dolanan çıtkırıldım, yılışık, klabır, ciks, tiki tipler
kadar itici de değiller. her şeyi kendinizi merkez alarak çözemezsiniz.
"delikanlı" bizden biridir, yapıcı olmak istiyorsanız,
"delikanlı öyle olmaz, şöyle olur" gibi bir tarz deneyin bir kere de.
diğer taraftan araya art niyetli veya samimiyetsiz olduğunu düşündüğüm tavırlar
da sızıyor. bir kasım insanlar ısrarla esas kendilerini rahatsız eden hususu
dile getirmek yerine, kenarından dolaşıp lafları başka yerlere çekiyorlar. bir
kısım insanlar nezdinde "yanlış" yapmak pek iyi bir şey değildir, ama
"birilerinin" yanlış yapması hiç iyi bir şey değildir, afettir,
felakettir. çifte standart almış başını gitmiş. iki dizinin konseptleri farklı
olduğu için örnek çok yerine oturmayabilir, ama mesela bir külhanbeyi mürkemin
çıtır tiplemesine kimsenin itirazı yoktu. hani delikanlı mükremin silah falan
kullanmaz, eyvallah da, biri çıkıp hırtlık yapınca, "e olur o kadar",
başkası yapınca "hüop bilader"... olmuyor abiler. türk genci
külhanbeyi olmasın diyorsanız, eyvallah. delikanlı olmasın diyorsanız, naş!
20 Ocak 2013 Pazar
thorgal / ekşi
kendisini daha bir bebekken denizde bir araç içinde
bulan ve aralarına alan, büyüten vikingler, yıldızların çocuğuna bir de isim
verdiler: `thorgal aegirsson`. onlarla yaşadı, ama onlardan farklıydı. güçlü, fakat
duyarlı, usta bir savaşçı, ama huzuru arayan bir kişi olan thorgal, içlerinde
yaşadığı insanların kralı olan gandalf ve oğlu bijörn ile hiç anlaşamasa da
gandalf'ın kızı arisiya ile evlendi ve sonunda vikinglerden ayrılarak eşi ve
kendisi için sakin bir hayat kurabilmek için mücadele verdi. kim olduğu ve
nereden geldiği ile ilgili bilgiyi zaman içinde öğrendi thorgal: göklerde
kendilerine başka bir hayat kuran, sonra bir gün yine dünyaya dönen insanların
kayıp yavrusuydu. binbir türlü maceranın içinden geçen, pek çok ilginç
karakterin semtine uğrayan yolu, zaman zaman kendi soyundan insanlarla da
kesişecekti. her bölümü orijinaldi thorgal'ın: köleler edinen üç kartallı lord,
ölümsüzlüğü arayan büyücüler, korkunç canavarlar, dünya semalarında savaş, iktidar
delisi yaşlı bir imparator ve zalim, hantal, aptal, şımarık oğlu, iskandinav
masallarından çıkıp gelmiş cüceler, devler, dünyada olmayan mücevher, güçlü ve
gururlu vikingler, ustalık, hüner, sevgi, zeka, ihanet, mutluluk, ayrılık, zamanın
ve kaderin sınırlarında yapılan yolculuklar... ve sonra en meraklı maceranın en
heyecanlı yerinde film koptu. dergi`: tercüman çocuk` kapandı ve ben o
maceranın sonunu hiç öğrenemedim. şimdi yeniden çıkıyor ve aradığımı bulursam
almakta tereddüt etmeyeceğim. http://www.cizgiroman.gen.tr/thorgal/
`tercüman çocuk`'ta çıkarken yarım kalan macera
nihayet tam olarak (üç sayı bir arada) ve de türkçe neşredilmiş. yayınlayan
yanlış hatırlamıyorsam çizgi düşler diye bir yer...
tunga / ekşi
1970'lerin sonları-'80'lerin başlarında tercüman çocuk dergisinde yayımlanmış bir çizgi roman. orijinal fransızca ismi toungadır
ve lombard yayınlarına ait bir seridir.
tunga'nın konusu taş devrinde geçer. baş karakter
tunga gmor kabilesine mensup güçlü bir savaşçıdır. diğer önemli karakterler
arasında esas kız ohoma ve zayıf, sakat, fakat bilge nun sayılabilir. bir
volkanik patlama ve deprem sonucunda gmorların nesillerden beri yaşadıkları
mağarayı ve bölgeyi terk etmeleri ile gelişen olaylar işlenir dizide. diyar
diyar dolaşan tunga çeşitli kabileler ve farklı kültürlerle karşılaşır, tabiata
ve insanlara karşı mücadele eder. taştan yontulmuş aletler kullanırlar ve ateşi
sönmeden korumaya çalışırlar. dinozorlarla insanların aynı zaman diliminde
yaşamadığı gerçeği ıskalanmakta ve kahramanlarımız sık sık bir takım
yaratıklardan kaçmak zorunda kalmaktadırlar. iki uzun dişiyle fiyakalı bir
mahluk olan kaplan aram, nun ile dosttur ve nun ne zaman düdüğünü üflese koşup
gelir, yardım eder, o da bir çeşnidir kendi çapında.
(sirkencubin 21/10/2011 22:10)
tengiz han'ın maceraları / ekşi
"heeeeeeeeeeeeeyyyytttttttt! türk elinde kedi,
yaban ellerde arslan; geliyor mete han oğlu tengiz han; savulun bre! urcan!"
tercüman çocuk klasiklerinden biri olan "tengiz han'ın maceraları" şahap ayhan
tarafından çizilmekteydi. ismini oğuz kağan destanı'ndan alır: gün, ay, yıldız,
gök, dağ, deniz kardeşlerin en küçüğünden. tengiz, eski türkçe'de deniz demeye
gelir.
ülkücüler tarafından sahiplenilmesi yersiz değildi.
"mete han oğlu tengiz han" konseptinin tam ülkücü tarzı bir şey
olması bir yana, tengiz beyimizin söylemi de ülkücülerinki ile örtüşmekte idi.
"fizik ve moral özellikleriyle mükemmel bir türk" tiplemesi olan
tengiz'in tek falsosu sarı saçları idi. eski türk kıyafetleri giymesi
beklenebilecek olan tengiz, ne hikmetse genellikle entari benzeri ilginç bir
kılıkla arz-ı endam ederdi. ne yalan söyleyim yakışıyordu da, etek gibi
durmuyordu (ya da biz öyle görmemeye şartlandırmıştık kendimizi).
tengiz han çeşitli ülkelerde gezer ve bilumum iyi
insanlara yardım eder, cümle kötülerin ağzının payını verirdi. konuları çok
çeşitli olan dizide zaman zaman sembolik anlamlar taşıyan maceralar yer alır (tengiz
kızıl deve karşı: ay yıldızlı kılıcı ele geçiren tengiz, orak ve çekiç şeklinde
silahları olan kızıl devi madara eder ve esir insanları kurtarır) bazen de
oradan buradan aparma unsurlara rastlanabilirdi (kartal adamlar, aslan adamlar
vs vs flash gordon'dan ödünç alınma bir sürü tiple dolu bir dizi macera, bir
ara tengiz'in giydiği kıyafet bile -entari farkıyla- flash gordon'unkinin
aynıydı).
kuvvetli olduğu kadar da zeki bir insandı tengiz, gittiği
ülkelerin dillerini öğrenirdi. çin'den roma'ya, firavunlar mısır'ından
bilinmedik diyarlara gezdiği düşünülürse dil öğrenme rekoru kırdığı
düşünülebilir. söz gelişi, çalınan kutsal kılıcı geri almak üzere roma'ya
giderken yolda latince öğrenmişti, sevgili atı boz aygır'ın sırtında. eh, ötüken
nire, roma nire, hem tengiz bu, öğrenir öğrenir.
maceralar genellikle zincirleme olarak birbirine
bağlanırdı. her telden çalan, her yere giden tengiz sonunda kendi çağındaki
konuları tükettiği için olacak (drakula'yı bile toz etmişti bir ara) şahap
ayhan amcam tarafından ilginç bir zaman yolculuğu ile günümüze ışınlandı.
ilk sayılarda iri kıyım bir çocuk olarak çizerdi, şahap
ayhan, tengizi. kedilerin kuyruğuna ıvır zıvır nesneler bağlar, nenesinden
dayak yer tengiz, kötü adamları pataklamaktan fırsat kaldıkça. babası mete han
en zor görevleri tengize verir tengiz diyar diyar dolaşır. kız kardeşi ipek, ablası
yıldız başlarına iş açar, peşlerinde gezer dolanır, kurtaracam diye helak olur
tengiz. böyle böyle gelişti, serpildi, levent bir delikanlı oldu çıktı. günümüze
ışınlandığında bir genç erişkin olmuştu artık. biz de tengizle birlikte büyüdük.
devam edecek bir tarafı kalmamıştı. hasret bir yaradır içimde, tatlı tatlı
kanar...
*
tengiz'in zamanda seyahat edip günümüze geldiği
sırada, önce tengiz zamanımıza yeni gelmiş bir şaşkın balık halinde iken türkçe'den
başka dil anlamayan iki keltoş tip bir "uçan daire"den çıkıyorlardı. tengiz
bahsettiğimiz gibi, bilumum dünya dillerini bildiğinden, arkadaşlara çince, latince
vb hitap ediyor, fakat ancak neden sonra aklına gelen türkçe ile söylediğinde
cevap alabiliyordu.
uçan daire, klasik uçan daire çizimlerinin
benzerlerinden idi, bir disk, üstünde bir cam kubbe, altında ikizkenar yamuk kesitli,
tepesi kesilmiş koni şeklinde bir bölüm. ufo'nun mürettebatının hikayesi
esrarlı bırakılıyor, ancak türklerle bir ilgilerinin olduğu ima sureti ile
geçiliyordu. bu elemanlar tengiz'in modern zamana adapte olmasına yardım
ediyorlar, zihnine her nevi lüzumlu bilgiyi yüklüyorlardı.
tengiz daha sonra hafızasını kaybetmiş biri
ayaklarına yatarak, kimliğini gizlemek sureti ile muhtelif maceralara
karışıyordu. bir türk bilim adamının yerçekimini kaldıran bir motor yapmasına
yardımcı oluyordu. (motora balem motoru ismini veriyorlardı, yanlış
hatırlamıyorsam.) sonra türk silahlı kuvvetleri'nin desteği ile aracın inşasına
geçiliyordu. ruslar, amerikalılar planları çalmak için çok uğraşıyorlardı, ama
tengiz her birine haddini bildiriyordu. sonra uzay aracının inşa edildiği
hangarın patladığı bir mizansenle gavurları kandırıp, ellerinde bir uzay
aracının bulunmadığı havasını yayıyorlardı. danser adı verilen uçan dairelerin
ve bunlardan çok sayıda taşıyabilecek midan hava gemilerinin gizlice inşa
edilmesi ve gizlenerek çok gerekli olmadıkça kullanılmaması kararı alınıyordu.
danser çok yetenekli bir araçtı. yerçekimi olan
irtifada bile, yerçekimi yokmuş gibi uçabiliyor, dostlarımızın canı çekerse
yerçekimi olmayan irtifalara çıkabiliyor, son hızla uçarken doksan derecelik
açıyla dönüşler yapabiliyor, lazer silahı ile her bir şeyi mahvedebiliyor, icap
ederse görünmez oluyor, bütün amerikan, sovyet, çin uydularını maymun ediyordu.
danser'in inşasında anahtar rol tengiz'indir, zira türk bilim adamı (ismini
hatırlayamıyorum) problemi çözmek üzere olsa da, tengiz takıldığı bir noktayı
aşmasına bizim ufocu dazlaklardan aldığı bilgi ile yardım ediyordu. zaten
danser de o ufo'nun bir benzeri idi.
bu arada yerçekimini kaldıran harika motorun
teknolojisindeki büyük sırrın, bir bobinin nasıl sarılması gerektiği ile ilgili
olması da çok hoş. kimin umrunda...
(bkz: feydamid)
(sirkencubin 20/10/2011 22:53)
bunu çizerken flash gordon'dan epey bir "faydalanmış",
şahap ayhan.
(sirkencubin 29/10/2011 02:44)
feydamid:
`tengiz`'de de ismi geçiyordu bu projenin. mete han
oğlu tengiz han, bir gün macera dönüşü marmara denizi civarında bir yerlerden
geçen küre şeklinde bir yıldırımla çarpılıp 20. yüzyıla ışınlanıyordu. uzaydan
gelen iki adet kabak kafalı uzay türkü, tengiz'i bulup uçan dairelerine
alıyorlar, sonra kafasına bir sürü bilgi yüklüyorlardı. gel zaman git zaman
feydamid projesi üzerinde çalışan bir türk aliminin yanına kapılanan tengiz, ismini
unuttuğum bu alimin balem motorunun sırrını çözmesine ramak kaldığını fark
ediyor ve çözemediği noktayı tesadüfen bulmuş gibi ona gösteriyordu. hâlâ bu
proje üzerinde çalışan ve tengiz okumamış olan varsa vatan millet hayrına
şuracığa eklemeyi vazife bilirim ki kilit nokta bir bobinin nasıl sarıldığıyla
ilgiliydi. sonra bu alim ve tengiz, türk deniz kuvvetlerine bağlı gizli bir
merkezde danser adı verilen ilk uçan daireyi inşa ediyorlardı. midan kelimesi
ise, birden fazla sayıda danser taşıyabilecek özel hava gemileri için
kullanılıyordu. uçan daire taşımak için hava gemisi yapmaya neden lüzum
görüyorlardı, onu bilemiyorum.
uzay ajanı luk (luc orient) / ekşi
bu da `le lombard` mevzularından. michel régnier
greg tarafından yazılmış ve de eddy paape tarafından çizilmiş. serinin orijinal
adı `luc orient`, kahramanın adı da bu. diğer karakterlerin isimlerini
hatırlamakta zorlandığım için bunamaya başladığımı düşünüyorum. muhtemelen
kahramanımız hugo kala ismini taşıyan bir bilim adamının asistanı gibi bir
şeydir. bu ikisi ve diğer bir hatun örokristal diye bir bilim kuruluşunda
çalışırlar (evropalı bunlar, fransız hatta). luk efendi bilim adamından ziyade
macera adamına benzemektedir. ekibin ilginç maceraları vardır. uzaya giderler, terango
gezegeninde işleri düzeltirler. yer altına inerler, kayıp bir medeniyetin
kalıntıları ile muhatap olurlar. ışınlarla oynarken garip değişimlere maruz
kalırlar. mafyayla dalaşırlar. dünyayı istila etmeye çalışan adi uzaylı
robotları benzetirler. vakit geçer gider, hoştur. bölüm başlıklarına bakınca
şunları görüyoruz: -les dragons de feu -les soleils de glace -le maître de
terango -la planète de l'angoisse -la forêt d'acier -le secret des 7 lumières -le
cratère aux sortilèges -la légion des anges maudits -24 heures pour la planète
terre -le 6ème continent -la vallée des eaux troubles -la porte de cristal -l'enclume
de la foudre -le rivage de la fureur -caragal türkçe karşılıkları da şu şekilde:
- ateş ejderhaları - buz güneşleri - terangonun patronları - öfke gezegeni - çelik
ormanı - 7 ışığın sırrı - cadı krateri - lanetli melekler lejyonu - dünya için 24
saat - 6. kıta - tehlikeli sular vadisi - kristal kapısı - şimşek örsü bişeyi ne
demekse eheh * - öfke sahili - caragal (teşekkürler `bleufonce`) * bleufonce
aynen böyle yazmış mesajında...`: tebessüm`
korkusuz badi (buddy longway) / ekşi
korkusuz badi (buddy longway) şinuk ismide bir kızılderili kadını ile evli bir
beyazı konu alır. ikisi iki toplum arasındaki çelişkilerden uzakta, dağların
başındaki kulübelerinde yaşamaya çalışırlar, badi kürk satarak hayatını
sürdüren bir avcıdır, ama ufak tefek çiftçilik denemeleri de vardır. bir türlü
beladan uzak kalamazlar. badi ve şinuk'un oğulları jeremi sarışın bir
kızılderiliye benzer, sonradan katlin diye bir de kızları olmuştu. çizimlerinin
haricinde hikayeleri de güzeldi. bölüm başlıkları: 1. chinook 2. l' ennemi 3. trois
hommes sont passés 4. seul 5. le secret 6. l' orignal 7. l' hiver des chevaux 8.
l' eau de feu 9. premières chasses 10. le démon blanc 11. la vengeance 12. capitaine
ryan 13. le vent sauvage 14. la robe noire 15. hooka-hey 16. le dernier rendez-vous
17. regarde au-dessus des nuages 18. la balle perdue 19. révolte (bkz: lelombard)
(bkz: tercüman çocuk)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)